21 Ocak 2017 Cumartesi
3 Mayıs 2016 Salı
At yarışı kuralları iki bin yıllık kitabede çıktı
Biz tevekkeli demiyoruz Anadolu büyük bir medeniyetler beşiği diye. Okuyunuz efendim, okuyunuz ve gururlanınız ne büyük bir mirasın sahibiyiz diye. http://www.ntv.com.tr/galeri/yasam/at-yarisi-kurallari-iki-bin-yillik-kitabede-cikti,fky3HmRUlEixHZELXbRiNw
2 Mart 2016 Çarşamba
Ne zaman adam oluruz?
Ne zaman adam oluruz biz? Bu topraklar üzerindeki her değere "bizden önce, gavur işi" diye bakmadığımız ve onu sahiplendiğimiz zaman adam olur muyuz dersiniz? Haber için tıklayınız: http://www.ntv.com.tr/turkiye/tarihi-roma-anitina-zalim-yazdi,O2BiHTv3mkOoSYC8wb2OYg
27 Kasım 2015 Cuma
Baksı Müzesi: Hayalden Gerçeğe
Prof. Dr. Hüsamettin Koçan, Üniversitemizin konuğu olarak bir konuşma yaptı bugün. Ben de zevkle ve heyecanla dinledim. Haberine buradan ulaşabilirsiniz. Baksı Müzesinden (www.baksi.org) haberim vardı. Hüsamettin Koçan'ın da doğup büyüdüğü Baksı köyünde bir müze kurar. Ama ne müze. Avrupa Parlamentosundan ödül alır, TBMM'den de... Bir köy odası inşaa ederek başlar işe. Gelişir, gelişir, ve özgün bir eser çıkar ortaya, yaşayan bir eser.
Konuşmasından çıkarılacak çok şey vardı Hüsamettin Hocanın. Mesela babasından bahsetti. Oğluna güvenen, "Bu senin hayatın, sen ne istiyorsan onu yap" diyen babasından. Babasından çekindiği halde, babası ona hayatını yaşamasını söylemiş. İstediği kişiyle evlenmesini, ailenin yaşam tarzına uymayan birisi olduğu halde. Babası demiş ona, "İyi birisi mi?" diye. İnsanoğlunun her zaman hatırında tutması gereken bir yaklaşım bunlar. Kim çocuğuna diyebiliyor, hayat senin, istediğini yap diye. Kim soruyor "Evleneceğin kişi iyi bir insan mı?" diye. Varsa yoksa "mayışı va mı mayışı?".
Hüsamettin Hoca, köyünün kültürel erozyona uğradığını görünce karar vermiş oraya bir köy odası yapalım diye. Böylece o bölgenin kendi kültürünü yeniden tanıması için vesile olsun istemiş. Sonra o köy odası gelişmiş gelişmiş ve özgün bir eser olan Baksı Müzesi ortaya çıkmış. Diyor ki "Hiçbir şeyi örnek almadık. Sadece özgün olsun, kendine has olsun istedik." Böylece ortaya böyle bir eser çıkmış.
Bizde müze deyince akla hep bazı tarihi eserlerin sergilendiği ve turizmle ilgili yapılar gelir. Ama Baksı Müzesi, yaptığı atölye çalışmaları, özellikle kadınların geleneksel el sanatlarını modern yöntemlerle birleştirmesi, yönetim kurulunun kadınlardan oluşması, burada üretilen yerel zenginliklerin yöre halkına ekonomik getirisinin olması vb. pekçok unsur ile yaşayan, yaşatılan, herkesin katkı verdiği, herkesin kazanımlar edindiği yaşayan bir organizma. Ve bu anlamda gerçekten bir müze. Olması gerektiği gibi bir müze.
Avrupa Parlamentosunun yarışmasına ciddi bütçeleri olan müzeler de başvurmuş Türkiye'den. Fakat demişler ki "Onların ruhu yok. Sizde ruh var." İşte Baksı'yı farklı yapan, onun bir ruhunun olması.
Hüsamettin Hocanın konuşmasını zihnimdeki bazı sorulara cevap bulmak için daha bir dikkatli dinledim. Zira bir hayalim var dostlar, Etrim'in bir müzesi olsun. Şimdilerde kullanılmayan ilkokulum, lojmanı ve deposu bir müzeye dönüşsün. Buraya köyümün kültürü ile ilgili şeyleri koyalım. Eski köy yaşamına ait fotoğraflar, anılar, nesneler burada sergilensin ve gelecek nesiller bunları burada görüp tanıyabilsin. Baksı kadar iddialı değilim elbet. Yani keşke kök boyası atölyelerinden tutun da halı dokumaya kadar herşeyi burada yeniden yaşatabilir miyiz bilmiyorum. Ama çok istiyorum. Her kim bu işe girişir veya destek verirse birlikte çalışmayı da çok isterim.
Hüsamettin Hoca bunu başarmış. Onu örnek almamız gerek.
Hüsamettin Hocayı bizlerle buluşturan herkese teşekkür ediyorum.
Konuşmasından çıkarılacak çok şey vardı Hüsamettin Hocanın. Mesela babasından bahsetti. Oğluna güvenen, "Bu senin hayatın, sen ne istiyorsan onu yap" diyen babasından. Babasından çekindiği halde, babası ona hayatını yaşamasını söylemiş. İstediği kişiyle evlenmesini, ailenin yaşam tarzına uymayan birisi olduğu halde. Babası demiş ona, "İyi birisi mi?" diye. İnsanoğlunun her zaman hatırında tutması gereken bir yaklaşım bunlar. Kim çocuğuna diyebiliyor, hayat senin, istediğini yap diye. Kim soruyor "Evleneceğin kişi iyi bir insan mı?" diye. Varsa yoksa "mayışı va mı mayışı?".
Hüsamettin Hoca, köyünün kültürel erozyona uğradığını görünce karar vermiş oraya bir köy odası yapalım diye. Böylece o bölgenin kendi kültürünü yeniden tanıması için vesile olsun istemiş. Sonra o köy odası gelişmiş gelişmiş ve özgün bir eser olan Baksı Müzesi ortaya çıkmış. Diyor ki "Hiçbir şeyi örnek almadık. Sadece özgün olsun, kendine has olsun istedik." Böylece ortaya böyle bir eser çıkmış.
Bizde müze deyince akla hep bazı tarihi eserlerin sergilendiği ve turizmle ilgili yapılar gelir. Ama Baksı Müzesi, yaptığı atölye çalışmaları, özellikle kadınların geleneksel el sanatlarını modern yöntemlerle birleştirmesi, yönetim kurulunun kadınlardan oluşması, burada üretilen yerel zenginliklerin yöre halkına ekonomik getirisinin olması vb. pekçok unsur ile yaşayan, yaşatılan, herkesin katkı verdiği, herkesin kazanımlar edindiği yaşayan bir organizma. Ve bu anlamda gerçekten bir müze. Olması gerektiği gibi bir müze.
Avrupa Parlamentosunun yarışmasına ciddi bütçeleri olan müzeler de başvurmuş Türkiye'den. Fakat demişler ki "Onların ruhu yok. Sizde ruh var." İşte Baksı'yı farklı yapan, onun bir ruhunun olması.
Hüsamettin Hocanın konuşmasını zihnimdeki bazı sorulara cevap bulmak için daha bir dikkatli dinledim. Zira bir hayalim var dostlar, Etrim'in bir müzesi olsun. Şimdilerde kullanılmayan ilkokulum, lojmanı ve deposu bir müzeye dönüşsün. Buraya köyümün kültürü ile ilgili şeyleri koyalım. Eski köy yaşamına ait fotoğraflar, anılar, nesneler burada sergilensin ve gelecek nesiller bunları burada görüp tanıyabilsin. Baksı kadar iddialı değilim elbet. Yani keşke kök boyası atölyelerinden tutun da halı dokumaya kadar herşeyi burada yeniden yaşatabilir miyiz bilmiyorum. Ama çok istiyorum. Her kim bu işe girişir veya destek verirse birlikte çalışmayı da çok isterim.
Hüsamettin Hoca bunu başarmış. Onu örnek almamız gerek.
Hüsamettin Hocayı bizlerle buluşturan herkese teşekkür ediyorum.
15 Eylül 2015 Salı
Aydın'da Meclis 1800 Yıllık Salonda Toplandı
Demokrasi ve meclisin anavatanıdır Anadolu. Ve buradan Dünya'ya yayılmıştır. Başkaları olsaydı bu olguyu çok iyi pazarlardı Dünya'ya. Ama biz bu konuda biraz geriyiz sanki. Önce bunun gerekliliğine, sonra tarihimizdeki yerine sahip çıkmalıyız. Bu konuda bir haber var aşağıda. Tıklayınız, okuyunuz: http://www.ntv.com.tr/turkiye/aydinda-meclis-1800-yillik-tarihi-salonda-toplandi,wW260FbnsEyaHdRSHNO9lQ
27 Nisan 2015 Pazartesi
Safranbolu: Ni oldu sağa, ni oldu boyle?
Geçen Cumartesi Safranbolu'daydık. Tüm arkadaşlar toplandık, kahvaltı sonrasında Safranbolu'da güzel bir gezinti yaptık. Hava çok güzeldi, tam gezi havasıydı. Ben biraz hastaydım, güneş de ezdi bayağı, ama yine de güzeldi. 23 Nisan'ı da fırsat bilenler Safranbolu'ya akın etmişti sizin anlayacağınız.
Ancak son birkaç gidişimde, beni rahatsız eden birşeyler olduğunu fark ettim. Birincisi, 13 yıl aradan sonra tekrar gittiğim Yörük Köyünü Safranbolu ile karşılaştırdığımda, Yörük Köyü doğal yapısını daha çok korumuş ve turizmin o yıpratıcı etkisinden, kalabalıklığından, tabela kirliliğinden vs. nasibini henüz almamış durumda.
Oysa Safranbolu, belki varlığını turizm gelirlerine borçlu borçlu olmasına da yoğun kalabalığın, heryere olur olmaz asılmış tabelaların, Eski Çarşının içinden geçen yoğun trafiğin, yine Eski Çarşı'da sokak aralarına kadar girebilen araç yoğunluğunun, neden bozulduğunu bilmiyorum ama bir türlü eski güzel ve orijinal haline dönmemiş bozulmuş kaldırımlarının, heryerin toz toprak içinde olmasının etkisiyle sanki hızlıca yaşlanıyor gibi geldi bana. Sanki daha bakımsız ve üzerinden para kazanılmaya odaklanılmış, orijinalliği, güzelliği, nefaseti bir kenara itilmiş gibi. Bilemedim, ama eski Safranbolu yok sanki. Umarım yanılıyorumdur.
Ancak son birkaç gidişimde, beni rahatsız eden birşeyler olduğunu fark ettim. Birincisi, 13 yıl aradan sonra tekrar gittiğim Yörük Köyünü Safranbolu ile karşılaştırdığımda, Yörük Köyü doğal yapısını daha çok korumuş ve turizmin o yıpratıcı etkisinden, kalabalıklığından, tabela kirliliğinden vs. nasibini henüz almamış durumda.
Oysa Safranbolu, belki varlığını turizm gelirlerine borçlu borçlu olmasına da yoğun kalabalığın, heryere olur olmaz asılmış tabelaların, Eski Çarşının içinden geçen yoğun trafiğin, yine Eski Çarşı'da sokak aralarına kadar girebilen araç yoğunluğunun, neden bozulduğunu bilmiyorum ama bir türlü eski güzel ve orijinal haline dönmemiş bozulmuş kaldırımlarının, heryerin toz toprak içinde olmasının etkisiyle sanki hızlıca yaşlanıyor gibi geldi bana. Sanki daha bakımsız ve üzerinden para kazanılmaya odaklanılmış, orijinalliği, güzelliği, nefaseti bir kenara itilmiş gibi. Bilemedim, ama eski Safranbolu yok sanki. Umarım yanılıyorumdur.
Amfitiyatro Deyip Geçmeyin
Amfitiyatrolar, antik çağın günümüze kazandırdığı çok önemli mimari eserler. Hala yaygın bir kullanıma da sahip. Örneğin Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul Salonu da yeni düzenleme ile bir amfitiyatro şeklini almıştı.
Amfitiyatroların çok önemli bir özelliği vardır, seyirci denize veya manzarası güzel bir yere bakar. Yani sahnenin arkasında deniz vs. kalır. Bu sayede eser sahnelenirken, seyirci güzel bir manzarayı da izler.
Zonguldak Belediyesi, İl Emniyet Müdürlüğünün altındaki plaja yeni tesisler kazandırmak için bir proje hazırlamış. Güzel görünüyor. Ancak bir ayrıntı, işte buraya yapılacak amfitiyaronun yönü ayrıntısı. Sahne kara tarafında, dolayısıyla seyirci denizin, yıldızların, bulutların, martıların oluşturduğu manzaradan mahrum, sahne arkasında yoğun araç trafiğininin ve bahçesiz Bahçelievler mahallesinin birbiri üzerine yıkılacakmış gibi duran apartman görünümüne maruz kalacak. Bırakın, azıcık da olsa şu farkında olmadığımız denizin tadını çıkarsın; sahnede sergilenenin yanında bu da bir ikram olsun :)
Amfitiyatroların çok önemli bir özelliği vardır, seyirci denize veya manzarası güzel bir yere bakar. Yani sahnenin arkasında deniz vs. kalır. Bu sayede eser sahnelenirken, seyirci güzel bir manzarayı da izler.
Zonguldak Belediyesi, İl Emniyet Müdürlüğünün altındaki plaja yeni tesisler kazandırmak için bir proje hazırlamış. Güzel görünüyor. Ancak bir ayrıntı, işte buraya yapılacak amfitiyaronun yönü ayrıntısı. Sahne kara tarafında, dolayısıyla seyirci denizin, yıldızların, bulutların, martıların oluşturduğu manzaradan mahrum, sahne arkasında yoğun araç trafiğininin ve bahçesiz Bahçelievler mahallesinin birbiri üzerine yıkılacakmış gibi duran apartman görünümüne maruz kalacak. Bırakın, azıcık da olsa şu farkında olmadığımız denizin tadını çıkarsın; sahnede sergilenenin yanında bu da bir ikram olsun :)
12 Şubat 2015 Perşembe
Urartu Takı Koleksiyonu
Anadolu'nun önemli medeniyetlerinden Urartuların Takı Koleksiyonu sergisi 4 Haziran - 31 Temmuz 2015 tarihleri arasında Rezan Has Müzesi'nde. http://www.rhm.org.tr/event/rezan-has-muzesi-urartu-takilari-koleksiyonu/
2 Şubat 2015 Pazartesi
Doğanbey
Göç, çoğu zaman kulağa hoş gelmeyen bir sözcüktür. Bırakıp gitmektir yaşanmışlıkları, anıları, alışkanlıkları isteyerek veya zorunlu olarak. Çoğunlukla da zorunluluktur, acı vardır, gözyaşı vardır, hasret vardır göçte
İronik olsa da göç bazen iyi birşeydir de. Korur bazı şeyleri, zamanın onu insafsızlca değiştirmesini engeller. Anıları, alışkalıkları, "o devri" korur bir nebze. Tıpkı Doğanbey'de olduğu gibi. Nohut Oda Bakla Sofa asında bir televizyon programında izledim Doğanbey belgeselini. Dedim ki "Çanakkale taraflarında zahir." Meğer burnumuzun dibindeymiş, Söke'deymiş. Yolumuzun üzeri sayılır. Uğramak görmek lazım en kısa zamanda.
İronik olsa da göç bazen iyi birşeydir de. Korur bazı şeyleri, zamanın onu insafsızlca değiştirmesini engeller. Anıları, alışkalıkları, "o devri" korur bir nebze. Tıpkı Doğanbey'de olduğu gibi. Nohut Oda Bakla Sofa asında bir televizyon programında izledim Doğanbey belgeselini. Dedim ki "Çanakkale taraflarında zahir." Meğer burnumuzun dibindeymiş, Söke'deymiş. Yolumuzun üzeri sayılır. Uğramak görmek lazım en kısa zamanda.
5 Ocak 2015 Pazartesi
Mısır'da yeni bir keşif
Mısır'da çalışan Çek arkeologlar önemli bir keşfe imza attı. Arkeologlar, 4500 yıl önce yaşamış bir kraliçenin mezarını bulmayı başardı.
Devamı için tıklayınız: http://www.ntv.com.tr/teknoloji/cek-arkeologlar-misirda-4500-yillik-mezar-buldu,3Lvc1QwRyEqkmUxykZ4ezQ
20 Aralık 2014 Cumartesi
Mehmet Abi'den Theangela Gezisi
Theangela. Karaova'nın kıyısında, Karaovayı ve Gökova Körfezini tepeden seyreden Kale Dağının zirvesindeki Leleg yerleşimi. Çooook uzun yıllar oldu gitmeyeli, görmeyeli. Oradaki kalıntıları ise hiç göremedim aslında. Mehmet Abi, yakında oraya gitmiş, gezmiş. Biz Zonguldak'ta kışı yaşarken, orada hava sıcakmış anlaşılan... Bloğunda güzel bir yazı yazmış. Okuyun gari :) http://garova.blogspot.com.tr/
11 Aralık 2014 Perşembe
Tarihi eserlerimiz iade edildi.
ABD, Gümrük'te ele geçirdiği tarihi eserlerimizi teslim etmiş. Teşekkür ederiz elbet. İyi yapmış. Bir de müzelerindeki eserlerimizi teslim etseler. ABD ve Avrupa müzeleri Ülkemizden kaçırılan eserlerle dolu maalesef.
Haber için tıklayınız: http://www.ntvmsnbc.com/id/25555373/
Haber için tıklayınız: http://www.ntvmsnbc.com/id/25555373/
10 Eylül 2014 Çarşamba
21 Haziran 2014 Cumartesi
Antikkent üzerine AVM-bu bir ilk değil maalesef
Mudanya'da antik kent üzerine AVM yapılmasına onay verilmiş ve kalıntılar bodrum katında camekanla teşhir edilmiş. Haber için tıklayınız: http://video.ntvmsnbc.com/antik-kent-uzerine-avm.html
Bizde her yerden tarih fışkırırken ve biz bunun değerini hala bilmeyip üzerine AVM yaparken-ki bodrum Carrefour Marketinin içinde de bir lahit sergilenmektedir ibret-i alem olsun, biz nasıl tarihi koruma kararlarını bir kağıt parçası ile değiştirip üzerine inşaat yapabiliriz diye- vakti zamanında Selanik'e bir ziyarette bulunan arkadaşımla konuşurken, onun ziyaretinden yıllar sonra gittiğim halde hala metro inşaatında çıkan antik buluntulara ait kazının sürdüğünü ve inşaatın devam etmediğini belirtmiştim. İşte durum bu maalesef bizde...
Bizde her yerden tarih fışkırırken ve biz bunun değerini hala bilmeyip üzerine AVM yaparken-ki bodrum Carrefour Marketinin içinde de bir lahit sergilenmektedir ibret-i alem olsun, biz nasıl tarihi koruma kararlarını bir kağıt parçası ile değiştirip üzerine inşaat yapabiliriz diye- vakti zamanında Selanik'e bir ziyarette bulunan arkadaşımla konuşurken, onun ziyaretinden yıllar sonra gittiğim halde hala metro inşaatında çıkan antik buluntulara ait kazının sürdüğünü ve inşaatın devam etmediğini belirtmiştim. İşte durum bu maalesef bizde...
18 Nisan 2014 Cuma
Halet Hocayı Kaybetmişiz.
Bugün Arkeoloji Bölümünden Hamza Hocamla konuşurken öğrendim ki Halet Hocayı kaybetmişiz. Yaşayan en büyük Türk Arkeologlardan olan Halet Hoca, Adana'da Karatepe'deki kazıları ile ünlüdür. Karatepe-Arslantaş Höyüğü, Hitit hiyerogliflerinin çözüldüğü yer olarak ünlüdür ve buradaki açık hava müzesi Türkiye'de ilktir. Açıkhava müzesinin binalarını yapan eşi Nail Çakırhan ise aynı zamanda Muğla Akyaka'daki evlerin mimarı olarak da bilinir ve Ağa Han Mimarlık ödülü sahidir.
Halet Hocaya Allah'tan rahmet diliyorum. Bıraktığı miras çok değerli ve sahipsiz kalmaması, yaşatılması gerekiyor.
Ruhu şad olsun.
Halet Hocaya Allah'tan rahmet diliyorum. Bıraktığı miras çok değerli ve sahipsiz kalmaması, yaşatılması gerekiyor.
Ruhu şad olsun.
16 Nisan 2014 Çarşamba
Milas'ta Kazıdan Osmanlı Köprüsü Çıktı
Milas'ta bir kazı yapılır.
Altından Osmanlı köprüsü çıkar.
Osmanlı köprüsünün üzerini örtüp yol yapıldığına mı yanalım?
Yoksa "Mağduruz" diye sızlanan müteahhitin yakınmasına mı?
Haberin videosu için tıklayınız: http://video.ntvmsnbc.com/kazidan-tarih-cikti-1.html
Altından Osmanlı köprüsü çıkar.
Osmanlı köprüsünün üzerini örtüp yol yapıldığına mı yanalım?
Yoksa "Mağduruz" diye sızlanan müteahhitin yakınmasına mı?
Haberin videosu için tıklayınız: http://video.ntvmsnbc.com/kazidan-tarih-cikti-1.html
18 Mart 2014 Salı
18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin 99. Yılı
Bugün 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin 99. Yılı. Büyük laflar etmeyeceğim. Sadece şunu söyleyeceğim: Bu destanlaşan gerçeği, yokluklar içinde bu zaferi kazandıran o ruhu, o azmi, inancı anlamaya çalışmak, bu bilinçle yaşamak ve çalışmak ve yarınlara aktarmaktır esas olan.
Aziz şehitlerimizin, gazilerimizin ve Anafartalar Kahramanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum.
Aziz şehitlerimizin, gazilerimizin ve Anafartalar Kahramanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum.
20 Ocak 2014 Pazartesi
Zonguldak'ta Arkeoloji Günleri
Arkeoloji çok güzel ve gerekli bir konu. Zonguldak ve çevresi de genel kanının aksine aslında arkeolojik araştırmalar bakımından önemli bir bölge. Zira burada Ereğli, Filyos ve belki de bilinmeyen daha nice yerleşimler var. Çaycuma'da ortaya çıkan mozaikli villayı da konu etmiştik (yazı için buraya tıklayınız).
Üniversitemiz Arkeoloji Bölümü ilk sempozyumunu gerçekleştiriyor. Başarılar diliyorum. Tamamına olmasa da bir kısmına ben de katılmayı düşünüyorum. Sempozyum sitesine http://tematikarkeolojiserisi.wordpress.com/ adresinden ulaşılabilir.
Üniversitemiz Arkeoloji Bölümü ilk sempozyumunu gerçekleştiriyor. Başarılar diliyorum. Tamamına olmasa da bir kısmına ben de katılmayı düşünüyorum. Sempozyum sitesine http://tematikarkeolojiserisi.wordpress.com/ adresinden ulaşılabilir.
6 Ağustos 2013 Salı
Selanik'teki Atatürk Evi yenilendi
Haziran 2012'de Selanik'teki Üniversiteye Erasmus programı kapsamında ziyarette bulunmuş, elbette Atatürk Evi'ni de gezmiştim. Hem çok şanslıydım hem de değil. Çok şanslıydım çünkü bir hafta sonra ziyarete kapatılarak yenileme çalışmaları başlayacaktı. Çok şanssızdım size çektiğim tüm fotoğrafları yolda gelirken yanlışlıkla sildim ve kurtaramadım.
Yenileme çalışmaları bitmiş. Haber için tıklayınız: http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/galeridetay/71909/2/1/selanikteki-ataturkun-evi-yenilendi
31 Temmuz 2013 Çarşamba
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)