arkeoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
arkeoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
5 Ocak 2015 Pazartesi
18 Nisan 2014 Cuma
Halet Hocayı Kaybetmişiz.
Bugün Arkeoloji Bölümünden Hamza Hocamla konuşurken öğrendim ki Halet Hocayı kaybetmişiz. Yaşayan en büyük Türk Arkeologlardan olan Halet Hoca, Adana'da Karatepe'deki kazıları ile ünlüdür. Karatepe-Arslantaş Höyüğü, Hitit hiyerogliflerinin çözüldüğü yer olarak ünlüdür ve buradaki açık hava müzesi Türkiye'de ilktir. Açıkhava müzesinin binalarını yapan eşi Nail Çakırhan ise aynı zamanda Muğla Akyaka'daki evlerin mimarı olarak da bilinir ve Ağa Han Mimarlık ödülü sahidir.
Halet Hocaya Allah'tan rahmet diliyorum. Bıraktığı miras çok değerli ve sahipsiz kalmaması, yaşatılması gerekiyor.
Ruhu şad olsun.
Halet Hocaya Allah'tan rahmet diliyorum. Bıraktığı miras çok değerli ve sahipsiz kalmaması, yaşatılması gerekiyor.
Ruhu şad olsun.
20 Ocak 2014 Pazartesi
Zonguldak'ta Arkeoloji Günleri
Arkeoloji çok güzel ve gerekli bir konu. Zonguldak ve çevresi de genel kanının aksine aslında arkeolojik araştırmalar bakımından önemli bir bölge. Zira burada Ereğli, Filyos ve belki de bilinmeyen daha nice yerleşimler var. Çaycuma'da ortaya çıkan mozaikli villayı da konu etmiştik (yazı için buraya tıklayınız).
Üniversitemiz Arkeoloji Bölümü ilk sempozyumunu gerçekleştiriyor. Başarılar diliyorum. Tamamına olmasa da bir kısmına ben de katılmayı düşünüyorum. Sempozyum sitesine http://tematikarkeolojiserisi.wordpress.com/ adresinden ulaşılabilir.
Üniversitemiz Arkeoloji Bölümü ilk sempozyumunu gerçekleştiriyor. Başarılar diliyorum. Tamamına olmasa da bir kısmına ben de katılmayı düşünüyorum. Sempozyum sitesine http://tematikarkeolojiserisi.wordpress.com/ adresinden ulaşılabilir.
21 Ocak 2013 Pazartesi
Yerleşim Arkeolojisi Anabilim Dalı Tez Araştırmaları Sempzoyumu Serisi 5
Orta Doğu Teknik
Üniversitesi
Yerleşim Arkeolojisi Anabilim
Dalı Tez Araştırmaları Sempzoyumu Serisi 5
29-30 Nisan 2013, ODTÜ
Ankara
Arkeoloji’de Coğrafi Bilgi
Sistemleri Uygulamaları
Nesnel kültür ögelerinin zaman ve
mekanda dağılımını anlamak arkeolojik araştırmaların temelini oluşturur. Nesnel
kültürün tipolojik analizleri, toplumsal değişimlerin kronolojik bir dizine
yerleştirilebilmesini sağlarken, nesnelerin mekanla ilişkilendirilerek
incelenmesi, insanın yaşam aktiviteleri sırasında doğal çevresi ve mekanla
kurduğu ilişkinin anlaşılabilmesini sağlar. Bu ilişki, çok çeşitli ve birbiriyle
bağlantılı ölçeklerdeki mimari ögelerin yanı sıra, yerel ve bölgesel yerleşim
dağılımı ölçeklerinde incelenebilir ve geçmişte mekanla ve doğal çevreyle
kurulan ilişkilerin aydınlatılmasına yardımcı olur.
Geçtiğimiz 10 yıl içerisinde, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS)
uygulamaları arkeolojik verinin toplanması, saklanması, işlenmesi ve
yorumlanması için önemli bir araç olmuştur. Günümüzde, arkeolojik çalışmalarda
mekansal belgelemenin en yaygın biçimi CBS uygulamaları olduğu gibi, CBS çok
daha geniş kapsamlı olarak ele alınabilecek kültürel miras yönetimi ve
korunması çalışmalarında, yeni arkeolojik alanların yer tespitinde, arkeolojik
alanların istatistiksel analizlerinde ve modellerinin oluşturulmasında da
verimli bir şekilde kullanılmaktadır.
Orta Doğu Teknik Üniversitesi
Yerleşim Arkeolojisi Anabilim Dalı’nın iki yılda bir düzenlediği Tez Çalışmaları
Sempozyumu’nun 2013 yılında 28-29 Nisan tarihlerinde düzenlenecek toplantısının
konusu Arkeoloji’de Coğrafi Bilgi Sistemleri Uygulamaları olacaktır. Sempozyum
bu alana katkı sağlayacak tüm bilim dallarına açıktır. Katılımcıların 250
kelimeyi geçmeyecek bildiri özetlerini 1 Mart 2013 akşamına kadar berciyas@metu.edu.tr adresine
ulaştırmaları gerekmektedir. Değerlendirme sonuçları en geç 5 Mart 2013 akşamına
kadar başvuru sahiplerine bildirilecektir.
Middle East Technical University
Graduate Program in Settlement Archaeology Graduate
Symposium Series 5
29-30 April 2013, METU Ankara
GIS Applications in Archaeology
Understanding the distribution of material culture in time
and space forms the basis of archaeological studies. While the typological
analysis of material culture enables archaeologists to analyse societal changes
within a chronological order, the study of artefacts in relation to space
reveals the sorts of relationships between human beings and the natural
environment as well as constructed space. These relationships can be analysed in
a variety of scales ranging from singular to plural units, from domestic to
urban space and within local or regional settlement contexts. In the past
decade, the collection, storage, analyses and interpretation of archaeological
data through the use of GIS applications have become an important tool. Today,
while GIS has become the most commonly used tool for spatial documentation, its
potential for cultural heritage management and conservation, the discovery of
new archaeological sites, statistical analyses of archaeological data and space
and modelling is very well recognized.
The Graduate Symposium series organized by the Graduate
Program in Settlement Archaeology at the Middle East Technical University this
year invites papers on GIS Applications in Archaeology for its meeting on 28-29
April 2013. The symposium is open to any field of study pertaining to the topic.
The applicants are expected to send an abstract of maximum 250 words to berciyas@metu.edu.tr until 1 March 2013.
The applicants will be notified of the process by 5 March 2013.
Assoc.Prof.Burcu Erciyas
Graduate Program in Settlement Archaeology
Middle East Technical University
E-mail:berciyas@metu.edu.tr
Tel:(312)210 62 13
Fax:(312)210 35 93
24 Şubat 2012 Cuma
Sümer Hoca kulağımızı çekti
Prof. Dr. Sümer Atasoy Hoca, Filyos arkeolojik kazılarının başkanı. Bugün de bize Filyos'u anlattı. Azıcık da kulağımızı çekti aslında. Nasıl çekmesin ki? Tarihe meraklıyım diye ortaya çıkıp bir de köyünün yakınındaki ören yerinin adını bloğuna koyan ben bile neredeyse bir sene önce yazmışım bu bloğa, düşünebiliyor musunuz? Oysa bu coğrafyada hergün onlarca haber var, sadece arkeoloji konusunda. Elbette ve maalesef bu haberlerin hepsi güzel haberler değil.
Sümer Hoca bunlara dikkat çekiyor aslında. Tarihimizi sorgulamadığımızdan, nereden geldiğimizi, kim olduğumuzu, nasıl bir kültür imbiğinden damıtıldığımızı, olaylara yüzeysel yaklaşıp özüne inmediğimizi hatırlatarak soruyor: Neden? "Nedenini siz bulacaksınız" diyor. Oturmayın tembel tembel, sorun, araştırın, öğrenin ve bulun diyor.
Buna benzer konular gelince gündemime hep Yavuz Hocam aklıma gelir. Onun sayesindedir tarihe ve kültürümüze bakış açımın değişmesi. Öyle uzun uzadıya ve sürekli yapılan konuşmalar değildi aramızda geçenler. Ama O, konunun özünü özetleyiveriyor ve gözümüzü açıyordu kısa sürede, o sıcacık, samimi, içten ve konuya hakim tavrıyla.
Uzatmayalım. 2003'de birkaç arkadaşımla üzerinde dolaştığım Filyos kalesinde şimdi ne değerli eserler çıkmış!... İlk fırsatta ziyaret etmeli Sümer Hocanın davetine icap ederek.
Ha bu arada, yüksek lisans öğrencim Mehmet ÖKSÜZ'ün tarihi bir yapı olan Bursa Gölyazı Kilisesini yersel lazer tarama ile modellediğinden ve bunu Filyos için de pekala yapmamız gerektiğinden bahsetmem gerek.
| Bursa Gölyazı Kilisesinin lazer tarama elde edilmiş 3B modeli |
21 Eylül 2010 Salı
Çaycuma'da mozayikli tarihi villa
Ereğli ve Filyos'tan sonra Çaycuma da arkeolojik değerleri ile tarih sayfasındaki yerini aldı. Bu önemli haber için aşağıdaki fotoğrafa tıklayınız.
2 Eylül 2010 Perşembe
Milas'ta Tarihi Kaçak Kazı ve Atatürk Hakkında...
Olay olalı çok oldu ama ben ancak yazma olanağı buluyorum. Yazmadan da duramadım. Zira olay hem önemli, hem sevindirici, hem de vahim.
Adamlar azmediyorlar, bir yıl uğraşıyorlar, gizleniyorlar ve yüzyılın en önemli arkeolojik buluşlarından birisine imza atıyorlar. Elbette amaç başka, ama sonuç ortada. Gönül isterdi ki bu buluş devletimizin arkeologlarınca gerçekleştirilsin. Bakanlığın, üniversitelerin ve ilgili kurumların işbirliğiyle ülkemizin eşsiz tarihi zenginliğine katılsın. Böyle bir kaçakçılığa ve yağmaya konu olmasın. Ama olmadı. Burada birilerini suçlamak yerinde olmaz. Bakanlık da üniversitelerimizdeki hocalarımız da ilgili kurumlar da elinden geleni yapıyor kanımca.
Ama böyle zamanlarda aklıma Atatürk gelir. Memleket, yüzyıllar süren savaşlardan yeni kurtulmuş. Topu topu 12-13 milyon insan. Millet fakr-u zaruret içinde. Heryer yıkık. Elde avuçta birşey kalmamış. Ülkenin insan gücü savaşlarda telef olmuş. Çoğunluk kadınlar, çocuklar ve yaşlılar. Tarım yetersiz vs. vs. Varın siz düşünün gerisini. Ve bu durumda bir ülke küllerinden doğuyor. Ve belini yeni yeni doğrulttuğu birkaç senelik zaman dilimini takiben Atatürk Türk Tarih Kurumu'nu kuruyor. Prof. Afet İnan ve pekçok Türk genci yurtdışına arkeoloji ve tarih okumaya gönderiliyor. Memleketin pekçok yerinde arkeolojik kazılar yapılıyor. Osmanlı'nın "taş" diye altın karşılığında sattığı tarihimizi sahiplenmeye başlıyoruz.
Tüm bunların sırası mıydı peki? Düz mantıkla elbette "hayır". Ama uzun vadede "evet". Tam da sırasıydı. Nasıl ki bir bebeğin büyümesi için sadece ekmek su gerekmez, sevgi ve ruhsal beslenme de gerekirse, o yıllarda da tarih bilincimizin artık oturması gerekirdi.
İşte sevgili okuyucular. Önder olmak bu demek, millet olmak bu demek, bilinçlenmek bu demek. Şimdi buna daha çok ihtiyacımız var. Bu yazıya vesile olan olayların yaşanmaması için...
Hatırlatma: Aşağıdaki görüntüler Radikal Gazetesinden alınmıştır.



Adamlar azmediyorlar, bir yıl uğraşıyorlar, gizleniyorlar ve yüzyılın en önemli arkeolojik buluşlarından birisine imza atıyorlar. Elbette amaç başka, ama sonuç ortada. Gönül isterdi ki bu buluş devletimizin arkeologlarınca gerçekleştirilsin. Bakanlığın, üniversitelerin ve ilgili kurumların işbirliğiyle ülkemizin eşsiz tarihi zenginliğine katılsın. Böyle bir kaçakçılığa ve yağmaya konu olmasın. Ama olmadı. Burada birilerini suçlamak yerinde olmaz. Bakanlık da üniversitelerimizdeki hocalarımız da ilgili kurumlar da elinden geleni yapıyor kanımca.
Ama böyle zamanlarda aklıma Atatürk gelir. Memleket, yüzyıllar süren savaşlardan yeni kurtulmuş. Topu topu 12-13 milyon insan. Millet fakr-u zaruret içinde. Heryer yıkık. Elde avuçta birşey kalmamış. Ülkenin insan gücü savaşlarda telef olmuş. Çoğunluk kadınlar, çocuklar ve yaşlılar. Tarım yetersiz vs. vs. Varın siz düşünün gerisini. Ve bu durumda bir ülke küllerinden doğuyor. Ve belini yeni yeni doğrulttuğu birkaç senelik zaman dilimini takiben Atatürk Türk Tarih Kurumu'nu kuruyor. Prof. Afet İnan ve pekçok Türk genci yurtdışına arkeoloji ve tarih okumaya gönderiliyor. Memleketin pekçok yerinde arkeolojik kazılar yapılıyor. Osmanlı'nın "taş" diye altın karşılığında sattığı tarihimizi sahiplenmeye başlıyoruz.
Tüm bunların sırası mıydı peki? Düz mantıkla elbette "hayır". Ama uzun vadede "evet". Tam da sırasıydı. Nasıl ki bir bebeğin büyümesi için sadece ekmek su gerekmez, sevgi ve ruhsal beslenme de gerekirse, o yıllarda da tarih bilincimizin artık oturması gerekirdi.
İşte sevgili okuyucular. Önder olmak bu demek, millet olmak bu demek, bilinçlenmek bu demek. Şimdi buna daha çok ihtiyacımız var. Bu yazıya vesile olan olayların yaşanmaması için...
Hatırlatma: Aşağıdaki görüntüler Radikal Gazetesinden alınmıştır.



Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
