Bugün 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin 99. Yılı. Büyük laflar etmeyeceğim. Sadece şunu söyleyeceğim: Bu destanlaşan gerçeği, yokluklar içinde bu zaferi kazandıran o ruhu, o azmi, inancı anlamaya çalışmak, bu bilinçle yaşamak ve çalışmak ve yarınlara aktarmaktır esas olan.
Aziz şehitlerimizin, gazilerimizin ve Anafartalar Kahramanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum.
Atatürk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Atatürk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Mart 2014 Salı
6 Ağustos 2013 Salı
Selanik'teki Atatürk Evi yenilendi
Haziran 2012'de Selanik'teki Üniversiteye Erasmus programı kapsamında ziyarette bulunmuş, elbette Atatürk Evi'ni de gezmiştim. Hem çok şanslıydım hem de değil. Çok şanslıydım çünkü bir hafta sonra ziyarete kapatılarak yenileme çalışmaları başlayacaktı. Çok şanssızdım size çektiğim tüm fotoğrafları yolda gelirken yanlışlıkla sildim ve kurtaramadım.
Yenileme çalışmaları bitmiş. Haber için tıklayınız: http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/galeridetay/71909/2/1/selanikteki-ataturkun-evi-yenilendi
14 Kasım 2012 Çarşamba
Mardin'den bir haber daha
Bir dönem GaziMustafa Kemal ATATÜRK'ün de kullandığı bir Mardin konağı günyüzüne çıkmış. Haber için tıklayınız: http://fotogaleri.ntvmsnbc.com/gun-yuzune-cikan-karargah.html
2 Eylül 2010 Perşembe
Milas'ta Tarihi Kaçak Kazı ve Atatürk Hakkında...
Olay olalı çok oldu ama ben ancak yazma olanağı buluyorum. Yazmadan da duramadım. Zira olay hem önemli, hem sevindirici, hem de vahim.
Adamlar azmediyorlar, bir yıl uğraşıyorlar, gizleniyorlar ve yüzyılın en önemli arkeolojik buluşlarından birisine imza atıyorlar. Elbette amaç başka, ama sonuç ortada. Gönül isterdi ki bu buluş devletimizin arkeologlarınca gerçekleştirilsin. Bakanlığın, üniversitelerin ve ilgili kurumların işbirliğiyle ülkemizin eşsiz tarihi zenginliğine katılsın. Böyle bir kaçakçılığa ve yağmaya konu olmasın. Ama olmadı. Burada birilerini suçlamak yerinde olmaz. Bakanlık da üniversitelerimizdeki hocalarımız da ilgili kurumlar da elinden geleni yapıyor kanımca.
Ama böyle zamanlarda aklıma Atatürk gelir. Memleket, yüzyıllar süren savaşlardan yeni kurtulmuş. Topu topu 12-13 milyon insan. Millet fakr-u zaruret içinde. Heryer yıkık. Elde avuçta birşey kalmamış. Ülkenin insan gücü savaşlarda telef olmuş. Çoğunluk kadınlar, çocuklar ve yaşlılar. Tarım yetersiz vs. vs. Varın siz düşünün gerisini. Ve bu durumda bir ülke küllerinden doğuyor. Ve belini yeni yeni doğrulttuğu birkaç senelik zaman dilimini takiben Atatürk Türk Tarih Kurumu'nu kuruyor. Prof. Afet İnan ve pekçok Türk genci yurtdışına arkeoloji ve tarih okumaya gönderiliyor. Memleketin pekçok yerinde arkeolojik kazılar yapılıyor. Osmanlı'nın "taş" diye altın karşılığında sattığı tarihimizi sahiplenmeye başlıyoruz.
Tüm bunların sırası mıydı peki? Düz mantıkla elbette "hayır". Ama uzun vadede "evet". Tam da sırasıydı. Nasıl ki bir bebeğin büyümesi için sadece ekmek su gerekmez, sevgi ve ruhsal beslenme de gerekirse, o yıllarda da tarih bilincimizin artık oturması gerekirdi.
İşte sevgili okuyucular. Önder olmak bu demek, millet olmak bu demek, bilinçlenmek bu demek. Şimdi buna daha çok ihtiyacımız var. Bu yazıya vesile olan olayların yaşanmaması için...
Hatırlatma: Aşağıdaki görüntüler Radikal Gazetesinden alınmıştır.



Adamlar azmediyorlar, bir yıl uğraşıyorlar, gizleniyorlar ve yüzyılın en önemli arkeolojik buluşlarından birisine imza atıyorlar. Elbette amaç başka, ama sonuç ortada. Gönül isterdi ki bu buluş devletimizin arkeologlarınca gerçekleştirilsin. Bakanlığın, üniversitelerin ve ilgili kurumların işbirliğiyle ülkemizin eşsiz tarihi zenginliğine katılsın. Böyle bir kaçakçılığa ve yağmaya konu olmasın. Ama olmadı. Burada birilerini suçlamak yerinde olmaz. Bakanlık da üniversitelerimizdeki hocalarımız da ilgili kurumlar da elinden geleni yapıyor kanımca.
Ama böyle zamanlarda aklıma Atatürk gelir. Memleket, yüzyıllar süren savaşlardan yeni kurtulmuş. Topu topu 12-13 milyon insan. Millet fakr-u zaruret içinde. Heryer yıkık. Elde avuçta birşey kalmamış. Ülkenin insan gücü savaşlarda telef olmuş. Çoğunluk kadınlar, çocuklar ve yaşlılar. Tarım yetersiz vs. vs. Varın siz düşünün gerisini. Ve bu durumda bir ülke küllerinden doğuyor. Ve belini yeni yeni doğrulttuğu birkaç senelik zaman dilimini takiben Atatürk Türk Tarih Kurumu'nu kuruyor. Prof. Afet İnan ve pekçok Türk genci yurtdışına arkeoloji ve tarih okumaya gönderiliyor. Memleketin pekçok yerinde arkeolojik kazılar yapılıyor. Osmanlı'nın "taş" diye altın karşılığında sattığı tarihimizi sahiplenmeye başlıyoruz.
Tüm bunların sırası mıydı peki? Düz mantıkla elbette "hayır". Ama uzun vadede "evet". Tam da sırasıydı. Nasıl ki bir bebeğin büyümesi için sadece ekmek su gerekmez, sevgi ve ruhsal beslenme de gerekirse, o yıllarda da tarih bilincimizin artık oturması gerekirdi.
İşte sevgili okuyucular. Önder olmak bu demek, millet olmak bu demek, bilinçlenmek bu demek. Şimdi buna daha çok ihtiyacımız var. Bu yazıya vesile olan olayların yaşanmaması için...
Hatırlatma: Aşağıdaki görüntüler Radikal Gazetesinden alınmıştır.



Kaydol:
Kayıtlar (Atom)