Geçen Cumartesi Safranbolu'daydık. Tüm arkadaşlar toplandık, kahvaltı sonrasında Safranbolu'da güzel bir gezinti yaptık. Hava çok güzeldi, tam gezi havasıydı. Ben biraz hastaydım, güneş de ezdi bayağı, ama yine de güzeldi. 23 Nisan'ı da fırsat bilenler Safranbolu'ya akın etmişti sizin anlayacağınız.
Ancak son birkaç gidişimde, beni rahatsız eden birşeyler olduğunu fark ettim. Birincisi, 13 yıl aradan sonra tekrar gittiğim Yörük Köyünü Safranbolu ile karşılaştırdığımda, Yörük Köyü doğal yapısını daha çok korumuş ve turizmin o yıpratıcı etkisinden, kalabalıklığından, tabela kirliliğinden vs. nasibini henüz almamış durumda.
Oysa Safranbolu, belki varlığını turizm gelirlerine borçlu borçlu olmasına da yoğun kalabalığın, heryere olur olmaz asılmış tabelaların, Eski Çarşının içinden geçen yoğun trafiğin, yine Eski Çarşı'da sokak aralarına kadar girebilen araç yoğunluğunun, neden bozulduğunu bilmiyorum ama bir türlü eski güzel ve orijinal haline dönmemiş bozulmuş kaldırımlarının, heryerin toz toprak içinde olmasının etkisiyle sanki hızlıca yaşlanıyor gibi geldi bana. Sanki daha bakımsız ve üzerinden para kazanılmaya odaklanılmış, orijinalliği, güzelliği, nefaseti bir kenara itilmiş gibi. Bilemedim, ama eski Safranbolu yok sanki. Umarım yanılıyorumdur.
Safranbolu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Safranbolu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
27 Nisan 2015 Pazartesi
20 Eylül 2010 Pazartesi
Safranbolu'da Zaman
Kıranköy’den Eski Çarşı’ya inen yoldan ilerledikçe, tüm hengamesi, karmaşası ve tekdüzeliği ile çağımız gereklerinin insafsızca şekillendirdiği “yeni şehri”, dolayısıyla günümüzü arkanızda bırakırsınız. Karşınızda, tüm ahengi, tarihi, kültürel dokusu ve bu dokunun en önemli özelliği olan eşsiz evleriyle ve sokaklarıyla Safranbolu’nun gözde mekanına, Eski Çarşı’ya ulaşırsınız. Artık zamanda kaçınılmaz bir yolculuk başlamıştır sizin için.
Rahmetli Süha ARIN da bunları hissetmiş olmalı ki Safranbolu’yu ziyaret edişinde, o zamanlar neredeyse tüm Safranbolu gibi bakıma ihtiyacı olan saat kulesinin sesiyle irkilivermiştir. Zira bu manzarayı gören bir kişinin zamanda yolculuğa çıkmaması olanaksızdır.
Safranbolu’da Zaman, sıradan bir belgesel değildir. Yönetmen Süha ARIN, zamanla yitip giden değerlerimizi, kültürümüzü, “kişiliği” olan eski yerleşimlerimizi ve artık tekdüze yaşantılar sürmemizi konu almaktadır Safranbolu örneğinde. Karabük Demir ve Çelik Fabrikasının açılması, bunun yanında büyük şehirlere göç verilmesi ile boşalan ve bu nedenle “hasbelkader” korunmuş olan Bağlar ve Kıranköy Mahalleri ile Yörük Köyü ve özellikle Eski Çarşı, bu belgesel sonrasında, geleceği için olumlu bir gelişmeye sahne olacak, bilinçli bir korumayla günümüze kadar, turizmin de desteğiyle yaşayacaktır. Bu nedenle Safranbolu’da Zaman ve Süha ARIN, Safranbolu için bir dönüm noktasıdır.
Yörenin itici gücü olan turizmin gerekleri çerçevesinde değişikliklere uğramalar olsa da, Göynük, Mudurnu ve Beypazarı gibi benzer kentler arasında Safranbolu en iyi korunmuş ve yaşatılmakta olan kent özelliğiyle ne kadar övünse azdır, övünmek de hakkıdır.
Ömrünüzde en az bir kez buraları ziyaret edin. Olanağınız varsa, önce belgeseli seyredin, sonra kenti gezin. Burayı korumakla neleri geri kazandığımızı daha rahat kavrayacak ve Anadolulu olmanın hazzını yüreğinizde hissedeceksiniz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
