Demokrasi ve meclisin anavatanıdır Anadolu. Ve buradan Dünya'ya yayılmıştır. Başkaları olsaydı bu olguyu çok iyi pazarlardı Dünya'ya. Ama biz bu konuda biraz geriyiz sanki. Önce bunun gerekliliğine, sonra tarihimizdeki yerine sahip çıkmalıyız. Bu konuda bir haber var aşağıda. Tıklayınız, okuyunuz: http://www.ntv.com.tr/turkiye/aydinda-meclis-1800-yillik-tarihi-salonda-toplandi,wW260FbnsEyaHdRSHNO9lQ
15 Eylül 2015 Salı
27 Nisan 2015 Pazartesi
Safranbolu: Ni oldu sağa, ni oldu boyle?
Geçen Cumartesi Safranbolu'daydık. Tüm arkadaşlar toplandık, kahvaltı sonrasında Safranbolu'da güzel bir gezinti yaptık. Hava çok güzeldi, tam gezi havasıydı. Ben biraz hastaydım, güneş de ezdi bayağı, ama yine de güzeldi. 23 Nisan'ı da fırsat bilenler Safranbolu'ya akın etmişti sizin anlayacağınız.
Ancak son birkaç gidişimde, beni rahatsız eden birşeyler olduğunu fark ettim. Birincisi, 13 yıl aradan sonra tekrar gittiğim Yörük Köyünü Safranbolu ile karşılaştırdığımda, Yörük Köyü doğal yapısını daha çok korumuş ve turizmin o yıpratıcı etkisinden, kalabalıklığından, tabela kirliliğinden vs. nasibini henüz almamış durumda.
Oysa Safranbolu, belki varlığını turizm gelirlerine borçlu borçlu olmasına da yoğun kalabalığın, heryere olur olmaz asılmış tabelaların, Eski Çarşının içinden geçen yoğun trafiğin, yine Eski Çarşı'da sokak aralarına kadar girebilen araç yoğunluğunun, neden bozulduğunu bilmiyorum ama bir türlü eski güzel ve orijinal haline dönmemiş bozulmuş kaldırımlarının, heryerin toz toprak içinde olmasının etkisiyle sanki hızlıca yaşlanıyor gibi geldi bana. Sanki daha bakımsız ve üzerinden para kazanılmaya odaklanılmış, orijinalliği, güzelliği, nefaseti bir kenara itilmiş gibi. Bilemedim, ama eski Safranbolu yok sanki. Umarım yanılıyorumdur.
Ancak son birkaç gidişimde, beni rahatsız eden birşeyler olduğunu fark ettim. Birincisi, 13 yıl aradan sonra tekrar gittiğim Yörük Köyünü Safranbolu ile karşılaştırdığımda, Yörük Köyü doğal yapısını daha çok korumuş ve turizmin o yıpratıcı etkisinden, kalabalıklığından, tabela kirliliğinden vs. nasibini henüz almamış durumda.
Oysa Safranbolu, belki varlığını turizm gelirlerine borçlu borçlu olmasına da yoğun kalabalığın, heryere olur olmaz asılmış tabelaların, Eski Çarşının içinden geçen yoğun trafiğin, yine Eski Çarşı'da sokak aralarına kadar girebilen araç yoğunluğunun, neden bozulduğunu bilmiyorum ama bir türlü eski güzel ve orijinal haline dönmemiş bozulmuş kaldırımlarının, heryerin toz toprak içinde olmasının etkisiyle sanki hızlıca yaşlanıyor gibi geldi bana. Sanki daha bakımsız ve üzerinden para kazanılmaya odaklanılmış, orijinalliği, güzelliği, nefaseti bir kenara itilmiş gibi. Bilemedim, ama eski Safranbolu yok sanki. Umarım yanılıyorumdur.
Amfitiyatro Deyip Geçmeyin
Amfitiyatrolar, antik çağın günümüze kazandırdığı çok önemli mimari eserler. Hala yaygın bir kullanıma da sahip. Örneğin Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul Salonu da yeni düzenleme ile bir amfitiyatro şeklini almıştı.
Amfitiyatroların çok önemli bir özelliği vardır, seyirci denize veya manzarası güzel bir yere bakar. Yani sahnenin arkasında deniz vs. kalır. Bu sayede eser sahnelenirken, seyirci güzel bir manzarayı da izler.
Zonguldak Belediyesi, İl Emniyet Müdürlüğünün altındaki plaja yeni tesisler kazandırmak için bir proje hazırlamış. Güzel görünüyor. Ancak bir ayrıntı, işte buraya yapılacak amfitiyaronun yönü ayrıntısı. Sahne kara tarafında, dolayısıyla seyirci denizin, yıldızların, bulutların, martıların oluşturduğu manzaradan mahrum, sahne arkasında yoğun araç trafiğininin ve bahçesiz Bahçelievler mahallesinin birbiri üzerine yıkılacakmış gibi duran apartman görünümüne maruz kalacak. Bırakın, azıcık da olsa şu farkında olmadığımız denizin tadını çıkarsın; sahnede sergilenenin yanında bu da bir ikram olsun :)
Amfitiyatroların çok önemli bir özelliği vardır, seyirci denize veya manzarası güzel bir yere bakar. Yani sahnenin arkasında deniz vs. kalır. Bu sayede eser sahnelenirken, seyirci güzel bir manzarayı da izler.
Zonguldak Belediyesi, İl Emniyet Müdürlüğünün altındaki plaja yeni tesisler kazandırmak için bir proje hazırlamış. Güzel görünüyor. Ancak bir ayrıntı, işte buraya yapılacak amfitiyaronun yönü ayrıntısı. Sahne kara tarafında, dolayısıyla seyirci denizin, yıldızların, bulutların, martıların oluşturduğu manzaradan mahrum, sahne arkasında yoğun araç trafiğininin ve bahçesiz Bahçelievler mahallesinin birbiri üzerine yıkılacakmış gibi duran apartman görünümüne maruz kalacak. Bırakın, azıcık da olsa şu farkında olmadığımız denizin tadını çıkarsın; sahnede sergilenenin yanında bu da bir ikram olsun :)
12 Şubat 2015 Perşembe
Urartu Takı Koleksiyonu
Anadolu'nun önemli medeniyetlerinden Urartuların Takı Koleksiyonu sergisi 4 Haziran - 31 Temmuz 2015 tarihleri arasında Rezan Has Müzesi'nde. http://www.rhm.org.tr/event/rezan-has-muzesi-urartu-takilari-koleksiyonu/
2 Şubat 2015 Pazartesi
Doğanbey
Göç, çoğu zaman kulağa hoş gelmeyen bir sözcüktür. Bırakıp gitmektir yaşanmışlıkları, anıları, alışkanlıkları isteyerek veya zorunlu olarak. Çoğunlukla da zorunluluktur, acı vardır, gözyaşı vardır, hasret vardır göçte
İronik olsa da göç bazen iyi birşeydir de. Korur bazı şeyleri, zamanın onu insafsızlca değiştirmesini engeller. Anıları, alışkalıkları, "o devri" korur bir nebze. Tıpkı Doğanbey'de olduğu gibi. Nohut Oda Bakla Sofa asında bir televizyon programında izledim Doğanbey belgeselini. Dedim ki "Çanakkale taraflarında zahir." Meğer burnumuzun dibindeymiş, Söke'deymiş. Yolumuzun üzeri sayılır. Uğramak görmek lazım en kısa zamanda.
İronik olsa da göç bazen iyi birşeydir de. Korur bazı şeyleri, zamanın onu insafsızlca değiştirmesini engeller. Anıları, alışkalıkları, "o devri" korur bir nebze. Tıpkı Doğanbey'de olduğu gibi. Nohut Oda Bakla Sofa asında bir televizyon programında izledim Doğanbey belgeselini. Dedim ki "Çanakkale taraflarında zahir." Meğer burnumuzun dibindeymiş, Söke'deymiş. Yolumuzun üzeri sayılır. Uğramak görmek lazım en kısa zamanda.
5 Ocak 2015 Pazartesi
Mısır'da yeni bir keşif
Mısır'da çalışan Çek arkeologlar önemli bir keşfe imza attı. Arkeologlar, 4500 yıl önce yaşamış bir kraliçenin mezarını bulmayı başardı.
Devamı için tıklayınız: http://www.ntv.com.tr/teknoloji/cek-arkeologlar-misirda-4500-yillik-mezar-buldu,3Lvc1QwRyEqkmUxykZ4ezQ
20 Aralık 2014 Cumartesi
Mehmet Abi'den Theangela Gezisi
Theangela. Karaova'nın kıyısında, Karaovayı ve Gökova Körfezini tepeden seyreden Kale Dağının zirvesindeki Leleg yerleşimi. Çooook uzun yıllar oldu gitmeyeli, görmeyeli. Oradaki kalıntıları ise hiç göremedim aslında. Mehmet Abi, yakında oraya gitmiş, gezmiş. Biz Zonguldak'ta kışı yaşarken, orada hava sıcakmış anlaşılan... Bloğunda güzel bir yazı yazmış. Okuyun gari :) http://garova.blogspot.com.tr/
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)